Gece yeterince uyunduğu halde sabah dinlenmiş uyanamamak, gün içinde sürekli uyku hali ve yorgunluk, yüksek sesli horlama ya da uykuda nefesin durduğunun yanındaki kişi tarafından fark edilmesi uyku apnesinin sık görülen belirtileridir. Uyku apnesi tek bir hastalık değildir; nefes durmasına yol açan nedene göre farklı türlere ayrılır ve her türün tanı ve tedavi yaklaşımı farklıdır. Bu yazıda uyku apnesinin ne olduğunu, türlerini, belirtilerini, nasıl teşhis edildiğini ve hangi tedavi seçeneklerinin bulunduğunu ele alıyoruz.
Uyku Apnesi Nedir?
Uyku apnesi, uyku sırasında solunumun en az 10 saniye süreyle tekrar tekrar durması (apne) veya belirgin şekilde azalmasıyla (hipopne) ortaya çıkan bir uyku bozukluğudur. Nefes durduğunda kandaki oksijen seviyesi düşer. Beyin bu durumu algılar ve solunumun yeniden başlaması için kişiyi çoğu zaman fark etmeyeceği kadar kısa süreliğine uyandırır. Bu sırada kişi çoğunlukla yüksek sesli bir horlama veya homurdanmayla yeniden nefes almaya başlar. Gece boyunca defalarca tekrarlanan bu uyanmalar uykunun dinlendirici yapısını bozar; kişi ne kadar uyursa uyusun gün içinde yorgunluk, uykululuk ve dikkat dağınıklığı yaşar. Tedavi edilmeyen uyku apnesi yüksek tansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi ve inme riskini artırır.
Uyku apnesinin belirtileri uyku sırasında ve uyandıktan sonra ortaya çıkar. Uyku sırasında horlama, başkalarının fark ettiği nefes durmaları, huzursuz uyku, terleme, gece sık idrara kalkma ve ağız kuruluğu görülebilir. Uyandıktan sonra ise sabah baş ağrısı, dinlenmemiş uyanma, gün içinde uyuklama, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü ve depresif ruh hali sık görülen şikayetlerdir. Her horlayan kişide uyku apnesi yoktur; basit horlama ve üst solunum yolu direnç sendromu uyku apnesi sayılmaz, ancak ilerleyerek uyku apnesine dönüşebilir. Bu belirtileri olan kişilerin hekime başvurması gerekir.
Uyku apnesi yalnız yetişkinlerde görülmez; çocukların yaklaşık %1-5’inde de görülür. Çocuklarda en sık neden büyük bademcik ve geniz etidir.
Uyku Apnesinin Türleri Nelerdir?
Uyku apnesi, nefes durmasına yol açan temel nedene göre üç ana türe ayrılır: obstrüktif (tıkayıcı) uyku apnesi, santral (merkezi) uyku apnesi ve ikisinin bir arada görüldüğü karma (mikst) uyku apnesi.
Obstrüktif (Tıkayıcı) Uyku Apnesi Nedir?
En sık görülen uyku apnesi türüdür. Uyku sırasında boğazın arka kısmındaki kaslar ve yumuşak dokular gevşer, üst solunum yolu daralır veya tamamen kapanır. Göğüs ve karın kasları nefes almak için çaba göstermeye devam eder, ancak tıkanıklık nedeniyle hava akciğerlere ulaşamaz. Fazla kilo ve boyun çevresinde yağ birikmesi, büyük bademcikler ve geniz eti, yumuşak damak sarkması, alt çenenin geride olması, alkol ve uyku ilacı kullanımı ile sırtüstü yatma riski artıran başlıca etkenlerdir.
Santral (Merkezi) Uyku Apnesi Nedir?
Daha az görülen bu türde solunum yolu açıktır; sorun beynin solunumu kontrol eden merkezindedir. Beyin solunum kaslarına nefes alma sinyalini geçici olarak göndermez veya zayıf gönderir, bu nedenle nefes alma çabası da olmaz. Santral uyku apnesi, ortaya çıkış nedenine göre alt türlere ayrılır.
Cheyne-Stokes solunumuna bağlı santral apne: Solunumun giderek derinleşip sonra giderek azaldığı ve aralarda durduğu, dalgalanan bir solunum biçimidir. En sık kalp yetmezliği olan hastalarda, daha az olarak inme sonrasında görülür. Bu hastalarda solunum kontrolü aşırı hassaslaşır; hızlı ve derin soluma kandaki karbondioksit seviyesini, solunumu başlatmak için gereken eşiğin altına düşürür ve nefes durur. Karbondioksit yeniden yükselince solunum tekrar başlar ve döngü sürer.
Yüksek irtifa periyodik solunumuna bağlı santral apne: Yüksek rakıma, özellikle hızlı çıkıldığında vücudun düşük oksijene uyum sağlamaya çalışırken ortaya çıkar. Hızlı ve derin nefes alma dönemlerini nefes durmaları izler. 2.500 metre ve üzerine çıkanların yaklaşık dörtte birinde, 4.000 metrenin üzerinde ise neredeyse herkeste görülür. Alçak rakıma inildiğinde düzelir.
Tıbbi durumlara bağlı (Cheyne-Stokes dışı) santral apne: Beyin sapını etkileyen damar hastalıkları, tümörler, dejeneratif hastalıklar veya travmaya bağlı hasarlar beynin solunum merkezini bozarak santral apneye neden olabilir.
İlaç veya madde kullanımına bağlı santral apne: En sık uzun süreli opioid (güçlü ağrı kesici) kullanımına bağlı olarak görülür. Bu ilaçlar beynin solunum merkezini baskılayarak nefes durmalarına yol açar. İlaç dozunda değişiklik yalnız hekim kararıyla yapılmalıdır.
Primer (nedeni bilinmeyen) santral apne: Altta yatan belirgin bir neden olmadan ortaya çıkar. Gündüz uykululuğu, gece sık uyanma veya nefes darlığıyla uyanma gibi belirtilerle kendini gösterir ve oldukça nadirdir.
Bebeklerde görülen santral apne: Özellikle prematüre bebeklerde, solunum merkezinin henüz gelişimini tamamlamamış olmasından kaynaklanır; daha az olarak zamanında doğan bebeklerde de görülebilir. Çoğu bebek büyüdükçe düzelir. Kansızlık, enfeksiyon, metabolik bozukluklar ve reflü gibi durumlar bu solunum olaylarını artırabilir.
Tedaviyle ortaya çıkan santral apne: Obstrüktif uyku apnesi tanısı alan bazı hastalarda, PAP tedavisiyle tıkanıklık giderildiğinde santral apneler ortaya çıkar. Bu durum birçok hastada tedavinin ilk haftalarında kendiliğinden azalır; devam ederse hekim tedaviyi yeniden düzenler.
Karma (Mikst) Uyku Apnesi Nedir?
Karma uyku apnesinde aynı solunum olayında hem santral hem obstrüktif bileşen bulunur. Nefes durması genellikle santral apne olarak başlar; solunum çabası yeniden başladığında hava yolunun tıkalı olması nedeniyle obstrüktif apne olarak devam eder.
Uyku Apnesi Nasıl Teşhis Edilir?
Uyku apnesinin türü ve derecesi uyku testiyle belirlenir. Polisomnografi adı verilen bu test genellikle bir gece boyunca uyku laboratuvarında yapılır; beyin dalgaları, hava akımı, göğüs ve karın hareketleri, kandaki oksijen seviyesi ve kalp ritmi kaydedilir. Göğüs ve karın hareketlerinin kaydı, nefes durması sırasında solunum çabasının sürüp sürmediğini göstererek obstrüktif ve santral apnenin ayırt edilmesini sağlar. Test sonucunda hesaplanan apne hipopne indeksi (AHI), uykunun her saatinde görülen ortalama solunum olayı sayısını gösterir ve hastalığın derecesini belirler. Yetişkinlerde AHI değeri 5’in altındaysa normal kabul edilir; 5 ile 15 arası hafif, 15 ile 30 arası orta, 30 ve üzeri ağır derecede uyku apnesi olarak değerlendirilir.
Belirgin bir kalp veya akciğer hastalığı olmayan ve orta-ağır obstrüktif uyku apnesi şüphesi yüksek yetişkinlerde hekim evde yapılan basitleştirilmiş bir uyku testi de isteyebilir. Santral uyku apnesi şüphesi, ciddi kalp veya akciğer hastalığı, kas hastalığı, uzun süreli opioid kullanımı veya inme öyküsü olan hastalarda ise laboratuvarda tam polisomnografi gerekir. Santral ve karma apnenin doğru ayırt edilmesi deneyimli bir uyku ekibi gerektirir.
Uyku Apnesi Nasıl Tedavi Edilir?
Tedavi, uyku apnesinin türüne, derecesine ve altta yatan nedene göre hekim tarafından belirlenir.
Obstrüktif Uyku Apnesinde Hangi Tedaviler Uygulanır?
Obstrüktif uyku apnesinde en etkili ve en yaygın tedavi CPAP (sürekli pozitif hava yolu basıncı) tedavisidir. CPAP cihazı, maske aracılığıyla hekimin belirlediği basınçta havayı üst solunum yoluna iletir. Bu basınç hava yolunun uyku boyunca açık kalmasını sağlayarak tıkanmaları ve nefes durmalarını önler. Cihaz her gece ve uyku süresinin tamamında kullanıldığında uyku kalitesi artar, gündüz uykululuğu azalır ve uyku apnesinin yol açtığı sağlık riskleri azalır. PAP tedavisi hastalığı ortadan kaldırmaz, kullanıldığı sürece etkilidir; bu nedenle cihaz çoğu hastada uzun yıllar boyunca her uykuda kullanılır. Kilo değişimi ve hastalığın seyri basınç ihtiyacını değiştirebileceği için cihaz ayarları hekim tarafından düzenli aralıklarla gözden geçirilir; kilo veren bazı hastalarda ihtiyaç duyulan basınç azalır.
CPAP kullanamayan veya hafif-orta derecede uyku apnesi olan bazı hastalarda, alt çeneyi uyku sırasında öne doğru tutan ağız içi apareyler kullanılabilir. Büyük bademcik ve geniz eti gibi tıkanıklığa yol açan yapısal bir neden varsa, özellikle çocuklarda, cerrahi tedavi uygulanabilir. Cerrahi tedavinin sonucu kişiden kişiye değişir ve bazı hastalarda şikayetler yıllar içinde geri dönebilir; bu nedenle cerrahi kararı uyku hekimi ve kulak burun boğaz uzmanının ortak değerlendirmesiyle verilmelidir. CPAP’ı tolere edemeyen ve belirli koşulları taşıyan seçilmiş hastalarda dil kaslarını uyku sırasında uyaran hipoglossal sinir stimülasyonu da bir seçenektir.
Santral Uyku Apnesinde Hangi Tedaviler Uygulanır?
Santral uyku apnesinde öncelik altta yatan nedenin tedavisidir: kalp yetmezliğinin tedavisinin düzenlenmesi, ilaca bağlı durumlarda hekimin ilaç tedavisini yeniden değerlendirmesi veya yüksek irtifada alçak rakıma inilmesi gibi. Bunun yanında hekim gerekli görürse CPAP, yedek solunum sayısı ayarlanmış BPAP veya ASV (uyarlamalı servo ventilasyon) gibi PAP cihazları, düşük akışlı oksijen tedavisi, asetazolamid gibi ilaçlar ya da diyaframı çalıştıran frenik sinirin göğse yerleştirilen bir cihazla uyarıldığı frenik sinir stimülasyonu önerebilir. Frenik sinir stimülasyonu girişimsel bir yöntem olduğu için genellikle diğer tedaviler değerlendirildikten sonra düşünülür. Kalp yetmezliği olan hastalarda cihaz seçimi özel dikkat gerektirir; büyük bir çalışmada, kalp pompa gücü (ejeksiyon fraksiyonu) %45 ve altında olan belirtili kalp yetmezliği hastalarında ASV tedavisinin ölüm riskini artırdığı görülmüştür. Bu nedenle tedavi kararı uyku hekimi ve kardiyolog tarafından birlikte verilir.
Yaşam Tarzı Değişiklikleri Uyku Apnesine Nasıl Etki Eder?
Tıbbi tedavinin yanı sıra bazı yaşam tarzı değişiklikleri, özellikle obstrüktif uyku apnesinde, belirtileri azaltmaya yardımcı olur:
- Kilo kontrolü: Fazla kiloların verilmesi boyun çevresindeki yağ dokusunu azaltır ve hava yolunun daralmasını hafifletir.
- Alkol ve uyku ilaçlarından kaçınmak: Alkol ve sakinleştirici ilaçlar boğaz kaslarını gevşeterek hava yolunun kapanmasını kolaylaştırır.
- Sigarayı bırakmak: Sigara üst solunum yolunda iltihaplanma ve ödeme yol açarak hava yolunu daraltır.
- Yatış pozisyonu: Sırtüstü yatışta dil ve yumuşak damak geriye kaydığından, yan yatmak bazı hastalarda hava yolunun açık kalmasına yardımcı olur.
- Düzenli uyku ve egzersiz: Düzenli bir uyku saati ve düzenli fiziksel aktivite hem kilo kontrolüne hem genel sağlığa katkı sağlar.
Uyku apnesi belirtileri olan kişilerin bir göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz veya nöroloji uzmanına başvurması önerilir. Doğru teşhis ve düzenli tedaviyle kesintisiz ve dinlendirici bir uyku mümkündür.
