CPR, “kardiyopulmoner resüsitasyon” ifadesinin kısaltmasıdır ve halk arasında kalp masajı ve suni solunum olarak bilinir. “Kardiyo” kalbi, “pulmoner” akciğerleri, resüsitasyon ise kalbi veya solunumu durmuş bir kişiyi hayata döndürmek için yapılan müdahaleleri ifade eder. Ani kalp durmasında kişinin hayatta kalma şansı her geçen dakika azalır. Beyin oksijensiz kaldığında birkaç dakika içinde hasar görmeye başlar. Olay yerinde bulunan kişilerin hemen CPR’a başlaması ve mümkünse bir otomatik eksternal defibrilatör (OED) kullanması, hayatta kalma şansını iki ila üç kat artırabilir.
CPR’ın ilaç ve ileri tıbbi cihaz kullanılmadan, olay yerindeki herkes tarafından uygulanabilen kısmına temel yaşam desteği denir. Göğüs basısı (kalp masajı), kurtarıcı nefes (suni solunum) ve OED kullanımı temel yaşam desteğinin parçasıdır. İlaç uygulaması, ileri hava yolu ve manuel defibrilasyon gibi müdahaleler ise sağlık ekipleri tarafından yapılır ve ileri yaşam desteği olarak adlandırılır. Kalp durmalarının büyük bölümü evde gerçekleştiği için, özellikle evde hasta bakan aile bireylerinin temel yaşam desteğini öğrenmesi büyük önem taşır. Uygulamada yetişkinler, çocuklar ve bebekler arasında bazı farklar vardır.
Göğse uygulanan ritmik baskılar, kalbin yerine vücuda kan pompalar ve başta beyin olmak üzere organlara oksijenli kan gitmesini sağlar. Kurtarıcı nefesle de akciğerlere hava verilir. Eğitim almış kişiler “göğüs basısı + kurtarıcı nefes” şeklinde, eğitimi olmayan veya kurtarıcı nefes vermek istemeyen kişiler ise yalnız “göğüs basısı” şeklinde CPR uygulayabilir. Yalnız göğüs basısıyla yapılan CPR da hiç müdahale yapılmamasından çok daha iyidir.
CPR Ne Zaman Yapılır?
Kardiyak arrest, kalbin aniden durması ve vücuttaki kan dolaşımının kesilmesidir. Çoğunlukla kalp ritim bozukluklarına bağlı olarak gelişir ve hastane dışında görülen kalp durmalarının büyük bölümü evlerde yaşanır. Kalp durması öncesinde veya sırasında şu belirtilerin bir kısmı görülebilir:
- Göğüs ağrısı ve kalp çarpıntısı
- Baş dönmesi, sersemlik hissi ve bayılma
- Bulantı ve kusma
- Bilinç kaybı
- Nefes almanın durması veya iç çeker gibi, düzensiz ve yetersiz nefes alma
Bir kişi yanıt vermiyor ve normal nefes almıyorsa kalp durması olduğu kabul edilir ve hemen CPR’a başlanır. Kalp durmasından sonraki ilk dakikalarda görülen, iç çeker gibi aralıklı nefesler normal nefes değildir; bu durumda da CPR’a başlanmalıdır. Kişi yanıt vermiyor ancak normal nefes alıyorsa CPR gerekmez. Bu durumda kişi yan yatırılarak derlenme pozisyonu verilir, 112 aranır ve solunumu düzenli olarak kontrol edilir. Nefes almayan ancak nabzı olan durumlar da görülebilir; sağlık çalışanları bu durumda yalnız kurtarıcı nefes verir. Sağlık çalışanı olmayan kişiler nabız kontrolü yapmaz; nefes yoksa veya normal değilse CPR’a başlar.
Kurtarıcının en sık yaşadığı endişe, kalbi çalışan bir kişiye yanlışlıkla CPR yapmaktır. Kalbi atan bir kişiye yapılan CPR’ın ciddi zarar verme olasılığı düşüktür; buna karşılık kalbi durmuş bir kişiye CPR yapılmaması kesin olarak ölümle sonuçlanabilir. Bu nedenle emin olunamadığında CPR’a başlanmalıdır.
Kalp durması belirtileri görüldüğünde sakin kalınmalı ve hemen 112 aranmalıdır. Telefon hoparlöre alınarak görevlinin talimatları uygulanmalı ve hastanın yanından ayrılınmamalıdır. Yanında başka biri varsa, biri 112’yi arayıp yakındaki bir OED’yi getirirken diğeri hemen CPR’a başlamalıdır.
Önemli not: Evdeyseniz ve hastanın yanında tek kişiyseniz dış kapıyı açık bırakmayı unutmayın. Böylece yardıma gelen ekipler için CPR’ı yarıda bırakmak zorunda kalmazsınız.
Solunum Yolu Tıkanıklığında Ne Yapılır?
Solunum yolunun kısmen tıkandığı durumlarda kişi nefes alabilir, öksürebilir ve konuşabilir. Bu durumda kişi güçlü şekilde öksürmeye teşvik edilir ve sırtına vurulmaz. Tam tıkanıklıkta ise kişi nefes alamaz, konuşamaz, öksüremez ve elleriyle boynunu tutar. Güncel kılavuzlara göre yetişkinlerde ve çocuklarda tam tıkanıklıkta, kürek kemiklerinin arasına 5 sırt vuruşu ile 5 karın basısı (Heimlich manevrası) dönüşümlü olarak uygulanır. Bu döngüye cisim çıkana veya kişi bilincini kaybedene kadar devam edilir. Kişi bilincini kaybederse yere yatırılır, 112 aranır ve hemen CPR’a başlanır. Kurtarıcı nefes vermeden önce ağız içine bakılır; görünen bir cisim varsa çıkarılır, ancak ağız içine körlemesine parmak sokulmaz.
Yetişkinlerde CPR Nasıl Yapılır?
İlk yardım uygulayacak kişi önce kendi güvenliğinden, sonra çevrenin ve hastanın güvenliğinden emin olmalıdır. Hastanın omuzlarına hafifçe dokunularak ve yüksek sesle seslenilerek yanıt verip vermediği kontrol edilir. Yanıt yoksa 112 aranır ve mümkünse bir OED istenir. Kurtarıcı tek başınaysa önce 112’yi arar, telefonu hoparlöre alır ve hemen CPR’a başlar.
Hasta, düz ve sert bir zemine mümkün olduğunca az hareket ettirilerek sırt üstü yatırılır. Boyun veya omurga yaralanması şüphesi varsa hastanın baş ve boynu olabildiğince sabit tutulmalıdır.
Alt Çene Çekme (Jaw Thrust)
Baş Geri Çene Yukarı (Head Tilt Chin Lift)
Solunum yolunu açmak için bir el hastanın alnına, diğer elin parmakları çenesinin altına konularak baş hafifçe geriye itilir ve çene yukarı kaldırılır. Buna baş geri çene yukarı manevrası denir. Bilinci kapalı hastalarda dil kökü geriye düşerek solunum yolunu tıkayabilir; bu manevra solunum yolunu açar. Boyun yaralanması şüphesi olan hastalarda eğitimli kurtarıcılar başı hareket ettirmeden alt çene çekme manevrası uygular. Solunum yolu açıldıktan sonra en fazla 10 saniye boyunca göğsün hareket edip etmediğine bakılarak hastanın normal nefes alıp almadığı kontrol edilir. Nabız kontrolü yalnız sağlık çalışanları tarafından yapılır; panik anında kurtarıcı kendi parmak uçlarındaki atımı hastanın nabzı sanabileceği için sağlık çalışanı olmayan kişilerin nabız aramakla zaman kaybetmemesi önerilir.
CPR’a göğüs basısıyla başlanır. Bir elin avuç içinin bileğe yakın kısmı göğsün ortasına, göğüs kemiğinin (sternum, halk arasında iman tahtası) alt yarısına yerleştirilir. Diğer el bu elin üzerine konur ve parmaklar birbirine kenetlenerek kaburgalara değmeyecek şekilde yukarı kaldırılır. Kurtarıcı hastanın yanında diz çöker, kollarını dirseklerden bükmeden düz tutar ve omuzlarını ellerinin tam üzerine getirerek vücut ağırlığıyla bastırır. Göğüs en az 5 cm, en fazla 6 cm çöktürülür ve her basıdan sonra eller göğüsten kaldırılmadan göğsün tamamen eski haline dönmesine izin verilir. Bası hızı dakikada 100-120 olmalıdır; bu da saniyede yaklaşık iki basıya karşılık gelir. Basılar arasında mümkün olduğunca ara verilmemelidir.
Eğitimli kurtarıcılar her 30 göğüs basısından sonra 2 kurtarıcı nefes verir. Bunun için baş geri çene yukarı manevrasıyla solunum yolu açılır, hastanın burnu kapatılır ve ağzı tamamen kapatılarak yaklaşık 1 saniye boyunca, göğüs kafesini kaldıracak kadar nefes verilir. Gereğinden güçlü ve uzun nefes verilmemelidir; fazla hava mideye kaçarak kusmaya neden olabilir. Hijyen için yüz koruyucu veya cep maskesi kullanılabilir. Kurtarıcı nefes veremeyen veya vermek istemeyen kişiler, ara vermeden dakikada 100-120 göğüs basısına devam eder. Dışarı verdiğimiz havada da hastanın ihtiyacını karşılayacak kadar oksijen bulunur.
OED getirildiğinde hemen açılır ve cihazın sesli komutları uygulanır. Elektrotlar çıplak göğse, cihazın üzerindeki resimde gösterildiği şekilde yapıştırılır. Cihaz ritmi analiz ederken ve şok verirken hastaya kimse dokunmamalıdır. Şoktan hemen sonra göğüs basısına devam edilir. Evde oksijen cihazı kullanılıyorsa şok verilirken oksijen kaynağı hastanın göğsünden uzaklaştırılmalıdır.
Göğüs basısı çok yorucudur ve yorulan kurtarıcının basıları yüzeyselleşir. Birden fazla kurtarıcı varsa basıyı yapan kişi yaklaşık her 2 dakikada bir, mümkün olduğunca kısa bir arayla değiştirilmelidir. CPR’a sağlık ekipleri gelip devralana, hasta uyanıp hareket etmeye ve normal nefes almaya başlayana, kurtarıcı tükenene veya ortam güvensiz hale gelene kadar devam edilir.
Evde oksijen cihazı varsa CPR sırasında kullanılabilir, ancak oksijen cihazını hazırlamak için göğüs basısı geciktirilmemelidir. Eğitimli bir kurtarıcı balon-valf-maske (ambu) ile nefes veriyorsa oksijen cihazı ambuya bağlanabilir. Kalbi durmuş bir kişiye kanülle oksijen verilmesi göğüs basısının yerine geçmez; öncelik her zaman kesintisiz göğüs basısıdır.
CPR’da ABC ve CAB Sıralaması Nedir?
Eski kılavuzlarda CPR, ABC sıralamasıyla uygulanırdı: önce solunum yolu (Airway), sonra nefes (Breathing), sonra dolaşım (Circulation). Uluslararası kılavuzlar yetişkinlerde bu sıralamayı CAB olarak değiştirmiştir: önce dolaşım (göğüs basısı), sonra solunum yolu ve nefes. Bunun nedeni, kalp durmasında kanda bir süre daha oksijen bulunması ve asıl sorunun bu kanın dolaştırılamaması olmasıdır. Solunum yolunu açmak ve nefes vermek için geçen süre göğüs basısının başlamasını geciktiriyordu. CAB sıralamasıyla göğüs basısına hemen başlanır ve bu gecikme önlenir.
- C = Circulation = Dolaşım
- A = Airway = Solunum yolu
- B = Breathing = Nefes
Solunum ve dolaşım geri gelirse hasta yan tarafına döndürülerek derlenme (recovery) pozisyonu verilir ve solunumu sağlık ekibi gelene kadar düzenli olarak kontrol edilir. Travma şüphesi olan hastalar olabildiğince az hareket ettirilmelidir.
Gebelerde CPR Nasıl Yapılır?
Gebelerde de CPR aynı şekilde, aynı bası derinliği ve hızıyla uygulanır. Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde büyüyen rahim, sırt üstü yatışta karın içindeki büyük damarlara baskı yaparak kalbe dönen kanı azaltır. Bu nedenle karnı belirgin şekilde büyümüş bir gebede, ikinci bir kurtarıcı varsa göğüs basısı sürerken rahmi elle hastanın sol tarafına doğru itmelidir. Gebelerde 112 aranırken hastanın gebe olduğu mutlaka belirtilmelidir.
Çocuklarda ve Bebeklerde CPR Nasıl Yapılır?
Kılavuzlarda 1 yaşından küçükler bebek, 1 yaşından ergenliğe kadar olanlar ise çocuk olarak kabul edilir. Çocuklarda kalp durması yetişkinlere göre çok daha nadir görülür ve çoğunlukla ani bir kalp sorunundan değil, solunum yetmezliği veya boğulma gibi oksijensizliğe yol açan bir durumdan kaynaklanır. Bu nedenle çocuklarda ve bebeklerde kurtarıcı nefes özellikle önemlidir.
Çocuk veya bebek yanıt vermiyor ve normal nefes almıyorsa hemen yardım çağrılır ve CPR’a başlanır. Telefon varsa 112 aranır, hoparlöre alınır ve kurtarıcının yanına konur. Çocuklarda CPR’ın nasıl başlatılacağı konusunda iki büyük uluslararası kılavuz farklı yöntemler önerir.
Avrupa Resüsitasyon Konseyi (ERC) yöntemi: Çocuklarda kalp durmasının çoğunlukla oksijensizlikten kaynaklanması nedeniyle CPR’a 5 kurtarıcı nefesle başlanır, ardından göğüs basısına geçilir. Çocuk CPR’ı eğitimi almış kurtarıcılar 15 bası, 2 nefes oranıyla devam eder. Yalnız yetişkin CPR’ı eğitimi almış veya hiç eğitim almamış kişiler, 5 kurtarıcı nefesten sonra 30 bası, 2 nefes oranını kullanabilir; kurtarıcı nefes veremeyen kişiler yalnız göğüs basısı yapar. Tek başına olan ve telefonu bulunmayan kurtarıcı, yardım çağırmaya gitmeden önce yaklaşık 1 dakika CPR yapar.
Amerikan Kalp Derneği (AHA) yöntemi: Öğrenmeyi ve uygulamayı kolaylaştırmak için çocuklarda ve bebeklerde de yetişkinlerdeki gibi göğüs basısıyla başlanır (CAB sıralaması); bu sıralamada ilk nefesler yalnız birkaç saniye gecikir. Tek kurtarıcı 30 bası, 2 nefes, iki kurtarıcı ise 15 bası, 2 nefes oranını kullanır. Tek başına olan ve telefonu bulunmayan kurtarıcı, yaklaşık 2 dakika CPR yaptıktan sonra yardım çağırmaya gider.
İki yöntem arasındaki fark başlangıç sırası ve bası-nefes oranıdır. Kurtarıcı hangi yöntemi öğrendiyse onu uygulamalıdır; önemli olan CPR’a gecikmeden başlamak ve basılara mümkün olduğunca ara vermemektir.
Göğüs basısı çocuklarda ve bebeklerde de göğsün ortasından, dakikada 100-120 hızla yapılır. Bası derinliği göğsün ön-arka yüksekliğinin en az üçte biri kadardır; bu bebeklerde yaklaşık 4 cm, çocuklarda yaklaşık 5 cm’dir. ERC, bebeklerde göğsün iki elle sarılıp başparmaklarla göğüs kemiğinin alt yarısına bası yapılmasını önerir. AHA ise iki parmakla yapılan basıyı yeterince etkili bulmadığı için bırakmış; iki başparmakla sarma tekniğini veya tek elin avuç içiyle bası yapılmasını önermektedir. Kurtarıcının elleri bebeğin göğsünü saramıyorsa tek elin avuç içi kullanılır. Çocuklarda bası, çocuğun büyüklüğüne göre tek elin veya iki elin avuç içi ile yapılır.
Bebeklere kurtarıcı nefes verilirken kurtarıcının ağzı bebeğin hem ağzını hem de burnunu kapatacak şekilde yerleştirilir. Bebeklerde baş aşırı geriye itilmez, nötr pozisyonda tutulur; omuzların altına katlanmış ince bir havlu konarak solunum yolunun açık kalması sağlanabilir. Daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde ise hastanın burnu kapatılarak yalnız ağızdan nefes verilir. Nefes, göğüs kafesini kaldıracak kadar ve yaklaşık 1 saniye sürecek şekilde verilmelidir.
Bebek ve çocuklarda solunum yolu sıklıkla yiyecek veya oyuncak parçası gibi küçük cisimlerle tıkanır. Tam tıkanıklıkta çocuk nefes alamaz, ses çıkaramaz ve öksüremez. Kısmi tıkanıklıkta ise hırıltılı solunum ve zayıf öksürük görülebilir; bu durumda çocuk öksürmeye teşvik edilir.
Bebeklerde tam tıkanıklıkta bebek, başı gövdesinden aşağıda kalacak şekilde yüzüstü kurtarıcının ön koluna yatırılır ve kürek kemiklerinin arasına 5 sırt vuruşu yapılır. Ardından bebek sırt üstü çevrilir ve iki parmak veya avuç içinin alt kısmıyla göğüs kemiğinin alt yarısına 5 göğüs basısı uygulanır. Bebeklerde karın basısı (Heimlich manevrası) yapılmaz, çünkü iç organlara zarar verebilir. Bu döngüye cisim çıkana veya bebek bilincini kaybedene kadar devam edilir. Çocuklarda ise yetişkinlerde olduğu gibi 5 sırt vuruşu ve 5 karın basısı dönüşümlü olarak uygulanır. Bebek veya çocuk bilincini kaybederse 112 aranır ve hemen CPR’a başlanır; ağızda görülen cisim çıkarılır, ancak ağız içine körlemesine parmak sokulmaz.
CPR Riskli Midir?
CPR sırasında göğse uygulanan baskı kaburga veya göğüs kemiği kırıklarına yol açabilir. Ancak kalbi durmuş bir kişide CPR yapılmazsa hayatta kalma şansı yok denecek kadar azdır; bu nedenle kırık riski CPR’dan kaçınmak için bir neden değildir. Kalbi atan bir kişiye CPR yapılmasının ciddi zarar verme olasılığı da düşüktür.
CPR sırasında enfeksiyon bulaşması çok nadirdir. Yine de mümkünse yüz koruyucu veya cep maskesi kullanılmalı ve hijyen kurallarına dikkat edilmelidir. Yalnız göğüs basısıyla yapılan CPR’da bu risk daha da azalır.
CPR’ı doğru uygulayabilmek için eğitim almak en güvenli yoldur. Uygulamalı ilk yardım ve CPR eğitimleri, 12 yaşından itibaren gençlere de verilebilmektedir. Kılavuzlar zaman içinde yeni bilimsel verilere göre güncellendiği için bilgiler düzenli aralıklarla tazelenmelidir.
