Ana Sayfa » Blog Kategorisi: "Genel" » Sağlıklı Beslenme Kültürü

Sağlıklı Beslenme Kültürü

Beslenme; sağlığı korumak, geliştirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek için vücudun gereksinimi olan besin öğelerini yeterli miktarlarda ve uygun zamanlarda almak için bilinçli yapılması gereken bir davranıştır. Beslenme kültürünü etkileyen birçok durumun olduğunu söylemek mümkün. Her yörenin veya bölgenin kendisine has bir lezzet anlayışı ve beslenme kültürü var. Genelde insanlar beslenmelerinde neyin sağlıklı olduğuyla değil, neyin daha lezzetli olduğu ve hızlı bir şekilde hazırlandığıyla ilgilenmektedir. Bu durum özellikle 15-30 yaş arasındaki genç kuşakta daha sık rastlanmaktadır. Bu kuşak özellikle çabuk hazırlanan ve tüketilebilen patates kızartması, hamburger ve pizza gibi “fast food” tarzı gıdalara yönelmektedir. Bu gıdaların türü daha çok Amerikan beslenme kültürüne ait bir beslenme alışkanlığını ifade eder. Bu durum zamanla alışkanlık haline gelir ve ilerleyen yaşlarda da sağlıksız şekilde beslenmeye devam edilebilir.

Kişilerin nasıl besleneceğini etkileyen bir diğer etmen, sosyal konum ve gelir durumudur. Maddi durumu iyi olan kesimin daha sağlıklı beslenme hassasiyetinin olduğunu söylemek mümkündür. Bu kişiler özellikle sofralarındaki yöresel lezzetlerin organik tarımdan elde edilmiş ürünlerden yapılmış olmasını önemsemektedir. Gelir durumu bakımından daha düşük seviyede olan kişiler, ucuz tarım ürünlerine rağbet göstermektedir. İnsanların organik ürünlere pahalılık sebebiyle yanaşmamaları, bunların belli bir kesim için üretilmesine sebep olmuştur.

Dondurulmuş Gıdalar

İnsanlarda ortaya çıkmaya başlayan bir diğer beslenme kültürü de, dondurulmuş gıdalardır. Amerikan tarzı bu beslenme anlayışının da giderek tüm ülkelere yayıldığını söyleyebiliriz. Çabuk hazırlanan ve besin değerleri bakımından zengin olan dondurulmuş gıdalar, içerisinde barındırdıkları katkı maddeleri sebebiyle insan sağlığına zararlıdır. Ancak insanların beslenme konusunda güvenliğe değil de, fiyata ve yapımındaki kolaylığa odaklanmış olmaları, insan sağlığını tehdit eden bir beslenme kültürünün doğmasına sebep olmaktadır.

Sağlıklı Beslenme Kültürü

Beslenme Şekliyle Kronik Hastalıkların İlişkisi

Sağlıklı beslenmede ekmek tüketimi oldukça önemlidir. Araştırmalara göre ülkemizde kadınların yüzde 15.8’i ve erkeklerin yüzde 11.5’i kepekli, çavdarlı veya yulaflı ekmek tüketmeyi tercih etmektedir. Geri kalanlar standart tipte beyaz ekmek tüketmektedir. Yaş ilerledikçe kepekli, çavdarlı veya yulaflı ekmek tüketimi artmaktadır. Bu durum, yaş ilerledikçe sağlıkla ilgili bilinç seviyesinin arttığının bir göstergesidir. Kısaca insanlar hangi tip ekmeğin aslında daha sağlıklı olduğunu bilmektedirler ancak genel olarak ilerleyen yaşlarda sağlık problemlerinin oluşmasıyla birlikte ekmek tercihlerini değiştirmektedir.

Yemeklerde kullanılan yağ türünde durum farklıdır. Ülkemizdeki tercihler toplum bilincinin ekmeğe göre daha fazla olduğunu göstermektedir. Tüketilen yağ türü tercihleri araştırıldığında, tereyağı yüzde 7.1, margarin yüzde 3.2, zeytinyağı yüzde 27.6 ve çiçek, mısırözü, soya, fındık yağı gibi sıvı yağlar yüzde 62.1 oranında kullanıldığı tespit edilmiştir. Yaklaşık on kişiden dokuzu sıvı yağ tercih etmektedir. Sıvı yağların katı yağlara göre daha sağlıklı olduğu bilinci toplumun genelinde yaygındır. Yapılan araştırmalardan çıkan sonuçların da gösterdiği gibi sıvı yağlar genel olarak daha yoğun şekilde kullanılmaktadır. Özellikle zeytinyağının uzun vadeli kullanımı sağlığımız üzerinde oldukça faydalı etkiler bırakmaktadır.

Sağlıklı Beslenme Kültürü

Sağlıklı beslenme kültüründe tuz tüketim tercihleri de önemli rol oynamaktadır. Ülkemizde yapılan araştırmalara göre insanların yaklaşık beşte biri yemeklerin tadına bakmadan tuz eklemektedir. Toplumun geneline göre kıyaslandığında bu durum gençler arasında artmaktadır. Yaş ilerledikçe bu oran ciddi şekilde azalmaktadır. Bu da bize yaşla birlikte sağlık durumunun değişmesiyle insanların beslenme tarzlarının daha sağlıklı hale dönüştüğünün göstergesidir. Demek ki maalesef sağlığımızı kaybetmeden bazı şeylerin farkına varamıyoruz. Beslenme kültürümüzü genç yaşlardan itibaren sağlıklı olarak şekillendirirsek yaşlılık dönemlerinde hastalıklarla daha az karşılaşırız. Sağlıklı beslenme kültürü öncelikle ailede sonrasında okulda verilen eğitimlerle oluşturulabilir.

Tuz, kalp ve damar hastalıklarını oluşturan en önemli risk faktörlerinden birisidir. Özellikle hipertansiyonu kontrol altına alabilmek için tuz tüketiminin azaltılması gerekir. Ayrıca tuz tüketiminin bazı farklı hastalıklarla da ilişkili olduğu uzmanlar tarafından belirtilmektedir. Bunlar osteoporoz, mide kanseri ve böbrek hastalıkları olabilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü günlük kullanılması gereken tuz miktarının 5 gramdan az olması gerektiği konusunda açıklama yapmıştır. Türkiye’de yapılan araştırmalarda bu miktarın günlük yaklaşık 18 gram olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle fazla tuz kullanımından kaynaklanan birçok hastalıkla karşı karşıya kalıyoruz. Bu bilgiler ışığında sağlıklı beslenme kültünün en önemli parçalarından birinin tuz kullanımı olduğu ortadadır. Öncelikle ekmek, turşu, peynir ve zeytin üretiminde tuzu oldukça azaltmamız gerekmektedir.

Dünya çapında yapılan çalışmalar sağlıksız beslenmeyle, sağlık sorunları ve hastalıklar arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Ülkemizde bu durum iyi şekilde bilinse de uygulama genellikle sağlıksız beslenme yönünde olmaktadır. Bu nedenle de beslenmeyle alakalı birçok akut ve kronik hastalık ilerleyen yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Hatta sadece yaşlılık döneminde değil genç yaşlarda da bazı hastalıklara yakalanma riski artmaktadır. Yapılan araştırmalarla sindirim sistemi kanserlerinin yaklaşık yüzde 19’u, iskemik kalp hastalıklarının yaklaşık yüzde 31’i, inme olgularının yaklaşık yüzde 11’inin yetersiz sebze ve meyve tüketimine bağlı olduğu tahmin edilmektedir.

Sağlıklı Beslenme Kültürü

Diyabet, şeker hastalığı olarak da bilinir, özellikle fiziksel aktivitenin azlığı ve şişmanlık nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Genetik durum, yaş ve cinsiyet de bu hastalığın ortaya çıkmasında rol oynamaktadır. Diyabet insülin olarak bilinen hormonun vücuttaki seviyesiyle ilgilidir. Diyabetten kaynaklanan vücuttaki şeker düzensizliği zaman içinde kalp damar ve böbrek hastalıklarına neden olabilmektedir.

Diyabet büyük oranda beslenmeye bağlı olan kronik hastalıklardan birisidir. Toplumda oldukça yoğun şekilde görülür ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkilemektedir. Çevremize baktığımızda ailemizde mutlaka en az bir kişinin diyabet hastası olduğunu görebilmekteyiz. Bu hastalığın oluşma nedeni ve çözümü beslenmeyle ilgilidir. Sağlıklı beslenmeyi bir hayat şekli olarak benimsersek, büyük ihtimalle diyabet gibi hastalıklarla ömür boyu karşılaşmayız. Hastalık ortaya çıktıktan sonra da çözümü yine doğru beslenmeyle sağlanabilmektedir.

Araştırmalara göre diyabet olup da ilaç kullanan çok fazla insan vardır. İlaç tedavisiyle çözüm sağlanabilir mi bunun cevabını verebilecek olan kişi ben değilim. Ancak çevremde karşılaştığım diyabet hastalarının bir kısmı beslenme şekillerini değiştirerek diyabetin olumsuz etkilerinden kurtulduklarını belirtmektedir. Diyabetin toplumda görülme sıklığının da yaşla birlikte arttığı araştırmalarla ortaya konmuştur. O nedenle genç yaşlarda beslenme şeklimizi daha sağlıklı hale dönüştürürsek ilerleyen yaşlarda diyabet gibi kronik hastalıklara yakalanma riskimiz azalacaktır.

Sağlıklı Beslenme Kültürü

Diyabet hastalığında olduğu gibi obezite hastalığında da beslenme şekli hastalığın ortaya çıkmasındaki en önemli sebeptir. Obezite tüm dünyada görülen ve sıklığı gittikçe artan bir hastalıktır. 1980 yılından beri görülme sıklığı iki kat artmıştır. Bu nedenle tüm dünyayı tehdit eden hastalıklar arasında yer almaktadır. Obezite birçok hastalığın da ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bunlardan en önemlileri kalp damar hastalıkları ve diyabettir. Obez kişilerde hipertansiyon da sıklıkla görülmektedir. Beslenme kültürümüzü değiştirerek bu hastalıktan korunmamız mümkündür ve bu durum toplum tarafından bilinmektedir. Yine de sağlıksız beslenerek kendimize kötülük etmeye devam ediyoruz.

Beslenmeye Bağlı Bazı Kronik Hastalıklar

  • Obezite
  • Kalp Damar Hastalıkları
  • Diyabet
  • Hipertansiyon
  • Bazı Kanser Türleri
  • Osteoporoz (kemik erimesi)

 

Bu listede bulunan hastalıklar toplumun genelini tehdit eden ve sıklıkla görülen hastalıklardan bazılarıdır. Bunun dışında yanlış beslenmenin neden olduğu ve toplumda az görülen hastalıklar var mıdır? Direkt olarak beslenmeden kaynaklanmasa da sağlıksız beslenmenin etkilediği hastalıkların olduğu kesindir. Birçok kronik hastalık birbirini tetiklemektedir ve etkilemektedir. Bu açıdan baktığımızda beslenme şeklimizin hastaları yatağa bağımlı hale getiren hastalıkları da tetikliyor olduğunu anlayabiliriz. Nörolojik veya kaslarla ilgili olan ve kişiyi yatağa bağımlı kılan birçok hastalık var. Sağlıklı beslenerek bu tip hastalıklardan korunabilir miyiz veya hastalıkların ortaya çıkmasını erteleyebilir miyiz? Bazı kronik hastalıklar nedeniyle solunum kasları çalışmıyor ve hastalar solunum cihazlarıyla yaşamlarına devam etmek zorunda kalıyor. Ayrıca bu hastaların bakımlarına evde devam ediliyor. Bu tip hastaların bazılarında beslenme cihazlarıyla birlikte özel mamalar kullanılıyor. Mama dışında normal gıdalarla da beslenebilen yatağa bağımlı hastalar var. Vücudun güçlü kalması ve bağışıklık sisteminin daha iyi çalışabilmesi için sağlıklı beslenme kültürünün toplumda yaygınlaşması gerekir. Sadece hastalıkların öncesinde değil sonrasında da sağlıklı beslenmenin oldukça önemli olduğu aşikardır.

Sonuç olarak sağlıklı beslenme kültürünü yaşantımızın bir parçası haline getirebilirsek kronik hastalıkların önlenmesini sağlayabiliriz. Böylece yaşam kalitemizi yükseltiriz ve daha üretken olabiliriz.