Pozisyonlu Havalı Yatak Nedir? Nasıl Kullanılır?

Pozisyonlu Havalı Yatak Nedir? Nasıl Kullanılır?

Pozisyonlu havalı yatak, yatağa bağımlı hastaların kolayca sağa, ortaya veya sola pozisyon almasını sağlamak amacıyla üretilmiştir. Yatan hasta bakımını kolaylaştıran bir üründür. Teknolojinin gelişmesiyle yatak yaralarının önlenmesini sağlayan birçok ürün piyasaya sunulmuştur. Pozisyonlu havalı yataklar da bunlardan bir tanesidir. Bakıma ihtiyacı olan hastaların uzun süre yatmaktan kaynaklanan yatak yaraları oluşmaktadır. Bu yaraların oluşmasını engellemek için pozisyonlu havalı yataklar kullanılmaktadır.

Pozisyonlu havalı yataklar hastayı sağ, orta ve sol olmak üzere konumlandırır. Bazı modeller yalnızca sağa ve sola hareket eder, orta konumda tutma özelliği olmayabilir. Ürün tercihi yaparken buna dikkat edilmelidir. Pozisyonlama süresi de önemlidir. Bazı ürünlerde sabit pozisyonlama süresi vardır, bazılarındaysa bu süre ayarlanabilir. Ayrıca pozisyonlu havalı yatakların bazı modellerinde pozisyonlandırma özelliği açılıp kapatılabilir. Bu özellik hastaya bakım yaparken önem kazanmaktadır.

Pozisyonlu Havalı Yatak Nedir? Nasıl Kullanılır?

Cihazın kontrol kutusundan gerekli ayarlamalar yapılarak, hastanın otomatik olarak pozisyon alması sağlanır. Hastanın refakatçisi yanında olmasa bile, sistem otomatik olarak çalışmaya devam eder ve kişinin ağırlığından kaynaklanan basıncın, yönünü değiştirerek hastaya yardımcı olur. Ayrıca pozisyonlu havalı yatağın üzerine örtülen çarşafı çıkarılarak yıkanabilir. Yatağa bağımlı hastaların vücudunda bası yarası oluşmasının en önemli sebeplerinden biri hastanın cildinin nemli kalmasıdır. Bu çarşaf sıvı geçirmez özelliktedir ve hava alır şekilde tasarlanmıştır. Böylece hastanın vücudunun kuru kalmasını sağlar. Pozisyon aldıran havalı yatak hastanın uykusundan uyandırılmadan, rahatça konumlandırılmasını sağlar. Kumanda paneli üzerinden pozisyon aldırma veya ideal basınç ayarlama işlemleri kolaylıkla yapılabilmektedir.

Bu tip havalı yatakların birkaç farklı özellikte üretilen çeşitleri mevcuttur. Özelliklerden bir tanesi havalı yatağın hastaya verdiği açıdır. 10 ile 45 derece arasında değişen açılarda pozisyon aldıran birkaç farklı model ürün vardır. 45 dereceye yakın açılarda pozisyonlandıran modellerde hastanın düşmemesi için güvenlik özelliklerinin arttırılmış olması gerekir. Düşük açılarda hastanın düşme riski yoktur.

Diğer önemli özellik ise havalı yatağın ventilasyonlu olup olmamasıdır. Ventilasyon özelliği yaraların iyileşme sürecini hızlandırmaktadır. Bu nedenle çok önemlidir. Ventilasyon özellikli hava yataklar hastanın yattığı bölgeye sürekli olarak hava üfler. Böylece cildin kuru kalmasına yardımcı olur. Ayrıca sürekli havalanan ciltte kızarıklık ve yara riski de azalır. Piyasada bulunan boru tipi havalı yatakların bazılarında ventilasyon özelliği yoktur. Bunlar diğerlerine göre daha uygun fiyatlıdır. Hastada yatak yarası oluşumu riskini en aza indirmek için ventilasyon özellikli havalı yatakların kullanılması gerekmektedir.

Pozisyonlu Havalı Yatak Nedir? Nasıl Kullanılır?

Bazı ürünlerde havalı yatağın pozisyon süresi değiştirilebilir. Örneğin 8, 10, 15 ve 20 dakika olarak hastanın yatış açısının süresi ayarlanabilir. Tüm modellerde bu özellik mevcut değildir. Hastanın kilosuna ve cilt yapısına göre ihtiyaç olan süre değişkenlik gösterir. Ona uygun bir pozisyonlu havalı yatak tercih etmek yatak yarasından maksimum düzeyde korunmayı sağlayacaktır.

Pozisyon aldıran havalı yatakların sertlik ayarı yapılabilen ve yapılamayan modelleri vardır. Bu özellik basınç ayarı olarak tanımlanabilir. Hastanın cilt yapısına ve kilosuna uygun basınç değerinin ayarlanması yatak yarası riskini en aza indirir. Bu nedenle basınç ayarı yapılabilen bir model tercih edilmesinde fayda vardır.

Pozisyonlu havalı yatakların hepsi boru tipidir. Boru tipi havalı yataklarda iki çeşit çalışma şekli vardır. Bunlardan birisi A+B diğeri ise A+B+C sistemidir. A+B+C havalı yatak sisteminde şişirme motoru üzerinde birbirinden bağımsız en az üç hava çıkışı vardır. Böylece şişirme motoru, hava kanallarını birbirlerinden bağımsız şekilde sırasıyla yönetir ve ciltte oluşan basıncı daha etkili şekilde değiştirir. A+B havalı yataklardaysa şişirme motoru üzerinde iki hava çıkışı mevcuttur. Bu sistemde hava kanallarının bir sırası şişirilirken diğer sıranın havası söndürülür. Bu şekilde basınç değişimi sağlanır.

A+B sistemli boru tipi havalı yataklar sadece birinci ve ikinci evre yatak yaralarında etkilidir. A+B+C sistemli havalı yataklar ise dördüncü evreye kadar yatak yaralarına karşı etkilidir. A+B+C sistemiyle çalışan havalı yataklar bası yaralarını önleme konusunda diğerlerine göre daha başarılıdır. A+B+C sistemiyle çalışan ve hava kanallarının şişirme süresinin ayarlandığı özelliklere sahip pozisyon aldıran havalı yataklar tercih edilmelidir.

Pozisyonlu Havalı Yatak Nedir? Nasıl Kullanılır?

Pozisyonlu havalı yatak üzerinde yatan hastada oluşabilecek bir sorunda acil olarak müdahale edilmesi gerekebilir. Bu durumda kişiye CPR uygulaması yapılması gerekebilir. CPR, kalp durduğu zaman kişinin kan akışının devam etmesini ve vücut dokularının oksijenlenmesini sağlamak, ayrıca kalp atışlarını geri getirmek için uygulanan bir yöntemdir. CPR, bir kişinin kalbinin durması veya nefes alamaması gibi acil durumlarda uygulanan bir prosedürdür. Halk arasında kalp masajı olarak bilinir. Bu uygulamanın sert bir zeminde yapılması gerekir. Bu nedenle havalı yatak üzerinde yapılması etkili olmayacaktır. Pozisyonlu havalı yatakların bazılarında CPR hava boşaltım sistemi vardır. Acil durumda CPR mandalı çekilir ve havalı yatak hızla söner. Böylece CPR uygulaması etkili şekilde yapılabilir.

Evde Hastasına Bakan Ailelerin Psikolojik Durumu Nasıldır?

Evde Hastasına Bakan Ailelerin Psikolojik Durumu Nasıldır?

Özel bakıma ihtiyaç duyan birinin tüm sorumluluklarını üstlenmeyi düşünmek bile başlı başına bir stres kaynağıdır. Gönüllü olarak böyle bir yükün altına girmek kendi hayatımızdan ödün vermek demektir. Ne kadar zor olursa olsun bu durum sadakat, sevgi ve duygusal bağlar sayesinde gerçekleşir. Aile üyeleri, hasta bakıcı rolü üstlendiğinde unutulmaması gereken çeşitli faktörler bulunmaktadır.

Evde bakıma ihtiyaç duyan hastaların aile bireylerinin yaklaşık % 60’ı geçici bir süre de olsa kendi kariyerlerine veya iş hayatına ara vermek zorunda kalmaktadır. Hastasının tüm bakımlarını yapan bu kişiler neredeyse 24 saat boyunca hastayla ilgilenirler. Ailede bulunan birkaç fert birlikte hastalarının bakımıyla ilgilenirse o zaman dönüşümlü olarak görev bölümü yapılabilir. Böylece bu yük paylaştırılmış olur.

Evde Hastasına Bakan Ailelerin Psikolojik Durumu Nasıldır?

Bu görevler hasta olan yakınımıza duyduğumuz sevgi sayesinde yerine getirilir. Sevgi ve bağlılık nedeniyle, hasta olan kişinin acil bir ihtiyacının olabileceği veya hayati tehlike yaşayabileceği düşünülerek sürekli endişe içinde olmak yaygın bir durumdur. Şöyle bir gerçek var ki hastaya bakan kişilerin de kendi özel hayatları vardır ve kendilerine zaman ayırmaları gerekir. Bu bir ihtiyaç ve zorunluluktur. Aksi halde hastaya bakan kişiler çok kısa bir süre içinde pes etme noktasına gelebilir.

Hayat çoğu zaman planladığımız şekilde gitmez. Bugün kendimiz veya bir yakınımız hasta olmayabilir, ayrıca hiçbir sağlık sorunu da yaşamayabiliriz ama her zaman başımıza kötü bir olay gelmesi riski vardır. Ailemizden birisi aniden hastalanabilir, geçici veya kalıcı süreyle evde bakıma ihtiyaç duyabilir. Biz de bu yakınımıza bakma sorumluluğunu almak zorunda kalabiliriz. Ancak hayatın bizi getirdiği nokta şu anda bize ihtiyacı olan hastamızın yanında olma zorunluluğudur. Bu duyguları ve sevgi bağını bir kenara atıp bize ihtiyacı olan hastayı görmezden gelmek vicdanen uygun olmayacaktır.

Evde Hastasına Bakan Ailelerin Psikolojik Durumu Nasıldır?

Evde bakımına devam edilen hastaların en büyük sorunlarından birisi bir yerden başka bir yere transferleridir. Eğer kişi tamamen yatağa bağımlı değilse bu işlem nispeten kolay olmaktadır. Yatağa bağımlıysa ve uzuvlarını kullanamıyorsa transfer işleminde hasta yakınlarına çok iş düşmektedir. Bu durum ayrıca ciddi bir sorumluluk yükü de oluşturmaktadır. Çünkü yanlış bir hareket yapılırsa hasta yere düşebilir, bu nedenle ciddi zararlar görebilir veya hayatını kaybedebilir. Transfer işlemi birkaç kişiyle birlikte çok dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Hatta bu işlem için üretilmiş medikal ürünleri ve tıbbi cihazları kullanmak daha güvenli olacaktır. Hastanın transfer işlemleri sorumluluğunu tek başına alan aile üyesi zamanla hem ruhsal hem de fiziksel olarak çok yorgun düşecektir.

Hasta bakımı ciddi şekilde sistemli çalışma ve dikkat gerektirmektedir. Bir yandan hastanın alması gereken ilaçları takip ederken diğer yandan beslenme düzenine riayet edilmelidir. Doktorun önerdiği diyet varsa buna da sadık kalınmalıdır. Ayrıca hastanın düzenli olarak vücut temizliğinin de yapılması gerekir. Hasta altı bezi kullanıyorsa değişimi ve temizliği çok iyi takip edilmelidir. Bu işlemler yapılırken hastanın ve hastaya bakan kişilerin onuru korunmalıdır. Aksi halde bu durum aile fertlerine yük olacak hale dönüşür.

Hasta bakan aile fertleri genellikle eşine bakmak zorunda olan 50-60 yaş arasındaki kişilerden oluşmaktadır. Bu nedenle hasta yakınının da bazı fiziksel kısıtlamaları olabilir ve bir takım sağlık sorunları yaşıyor olabilir. Kendi sağlığıyla mı ilgilensin yoksa hastasının sağlığıyla mı şeklinde bir seçim yapması gerekir.

Evde Hastasına Bakan Ailelerin Psikolojik Durumu Nasıldır?

Herkesin kendine özel olarak ayırdığı bir zaman dilimi olması gerekir. Kişi bu sürede hobileriyle veya sevdiği aktivitelerle zaman geçirerek ya da sosyal ortamlara katılarak hayattan zevk alabilir durumda olmalıdır. Ancak ailesinde bakıma muhtaç bir birey varsa bu kişiyle ilgilenmekten kendisine vakit ayıramaz hale gelir. Sonuç olarak aile bireyleri kendilerini birdenbire kısır bir döngü içinde bulurlar. Bir anda, yaşamları çok yoğun şekilde duygusal baskı altına alınır.

Uzun süreyle hastasına bakmak zorunda kalan aile fertleri karşılaştığı fiziksel ve duygusal zararın farkına varamamaktadır. Bir süre sonra karşılaştıkları psikolojik rahatsızlıklar ve bunların olumsuz etkileri sebebiyle içinde bulundukları durum çekilmez bir hal alır. Evde hasta bakan aile fertlerinin yoğun olarak yaşamış olduğu bazı psikolojik sorunlar:

  • Kronik yorgunluk
  • Anksiyete ya da stres nöbetleri
  • Uyku sorunları
  • Değişken ruh hali
  • Kilo alıp verme
  • Ağrı kesicilere bağımlılık
  • Sosyal izolasyon
  • Depresyon
  • Hafıza kaybı ya da dikkat dağınıklığı

 

Çok sevdiğimiz ve bakıma ihtiyacı olan hastamızı düşünürken kendimizi unutmamalıyız. Bu şekilde olursa ailenin tüm üyeleri olumsuz olarak etkileniyor ve geri dönüşü çok zor olan süreçler yaşanıyor. Aile fertleri arasında gerekli iş bölümü yapılarak hem hastanın hem de diğerlerinin bu süreci en az problemli şekilde geçirmesi sağlanabilir.

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı

Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, her yıl 19 Mayıs tarihinde kutlanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kutladığı milli bir bayramdır. 19 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a çıkmıştır ve bugün Kurtuluş Savaşı’nın başladığı gün kabul edilir. Atatürk bu bayramı gençliğe armağan etmiştir.

Sesan Ailesi olarak herkesin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyoruz.

Medikal Ürünlerin Kaliteli Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Medikal Ürünlerin Kaliteli Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Hastanelerde, ambulanslarda ve evlerde kullanılabilen birçok medikal ürün vardır. Bu ürünlerin kalitesi oldukça önemlidir, çünkü direkt olarak sağlığımız üzerinde olumlu veya olumsuz etki yapma ihtimali vardır. Hastalıkların tanısında ve tedavisinde kullanılan tıbbi cihazların teknik açıdan yeterli olup olmadığını anlamamızı sağlayan bazı belgeler vardır. Ayrıca medikal cihazların denetimlerini sağlayan devlet kurumları, ürünlerle ilgili kontrolleri yapmakla yükümlüdür. Cihazların yönetmelik ve kanunlara uygun olup olmadığı, bu kurumlar tarafından tespit edilmektedir. Teknik olarak yeterli olmayan cihazların satışına ve kullanımına izin verilmez.

Tıbbi cihazların ve medikal ürünlerin ülke içindeki bazı yönetmeliklere uygun olması piyasada satışının serbest olmasını sağlamaz. Ürünlerin aynı zamanda Avrupa Birliği standartlarına da uygun olması gerekmektedir. AB standartlarına uygun olan tıbbi ürünlerin kaliteli olduğu kabul edilmektedir. Tıbbi cihazların ve medikal ürünlerin kalitesi, teşhis ve tedaviyi doğrudan etkilemektedir. Ürünlerin tüm standartlara uygunluğu sağlandıktan sonra topluma faydasının olacağı beklenebilir. Yoksa yarardan çok zarar verebilir. İnsan sağlığının olumsuz anlamda çok az bile etkilenmesi uzun vadede maddi ve manevi olarak büyük zararlara yol açmaktadır.

Medikal Ürünlerin Kaliteli Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Tıbbi ürünlerin tüm standartlara uygun olması da aslında tam bir güvence sağlamaz. Bu ürünleri kullanacak kişilerin eğitimlerinin de tam olması gerekmektedir. Gerek hastane veya ambulans ortamında, gerekse ev ortamında kullanılacak medikal ürünlerin eğitimli ve uzman kişilerin gözetiminde kullanılması olası riskleri ortadan kaldırır. Uzmanlar tarafından kullanıcılara gerekli teknik ve kullanım bilgisi verilmeli, yeteri kadar eğitim yapılmalıdır. Ürünlerin evrak üzerindeki standartlara uygunluğu kadar kullanımının da kolay olması gerekmektedir. Kullanımı kolay olan ve eğitimi detaylı olarak ilgili kişilere verilmiş tıbbi ürünler hastalar için daha çok fayda sağlamaktadır.

Eskiden yalnızca hastanelerde kullanılabilen tıbbi cihazlar teknolojinin ilerlemesiyle artık evde hasta bakımında da kullanılabilmektedir. Bu sayede bazı hastalar tedavisine evde devam edebilmektedir. Bu teknolojik gelişmelerin hızla devam ediyor olması ve insanlığın faydasına olacak şekilde gelişiyor olması kalite standartları sayesinde olmaktadır.

Medikal Ürünlerin Kaliteli Olduğu Nasıl Anlaşılır?

ISO 13485:2003 Medikal Cihazlar Kalite Yönetim Sistemi

Sağlık Bakanlığı 08 Mayıs 2009’da yayınladığı bir yazı ile Türkiye’deki tıbbi cihaz üreticilerinin, ihracatçıların ve ithalatçıların “ISO 13485:2003 Medikal Cihazlar Kalite Yönetim Sistemi”ne uygun olması şartı getirmiştir. Ayrıca bunun için gerekli denetlemeler Sağlık Bakanlığı tarafından sürekli olarak yapılmaktadır. Tıbbi cihaz üreticilerinin bu sertifikayı alma zorunlulukları vardır. Bu sistem CE markasıyla birlikte uygulanmaktadır.

ISO 13485:2003 Medikal Cihazlar Kalite Yönetim Sistemi standartları, ISO 9001:2008 standartları temel alınarak oluşturulmuştur. Tıbbi cihazlar ve medikal ürünlerle ilgili özel şartlar içermektedir. Uluslararası bir standarttır. Hem tıbbi ürünlerin kalitesine hem de firmalar tarafından verilen hizmetlere belirli bir kalite seviyesi kazandırmaktadır.

Yasal zorunlulukları yerine getirmenin yanı sıra rekabette avantaj sağlamak için de tıbbi ürün firmalarının bu tip belgeleri alması gerekmektedir. Bu sayede firmalar kendilerini kanıtlamış olurlar.

ISO 13485’in faydalarını sıralayacak olursak:

  • Firma faaliyetleri sistematik olarak izlenir.
  • Sistemin aksayan yönleri rahatlıkla tespit edilebilir.
  • Firma, müşteri ihtiyaçlarını daha rahat belirlemeye başlar.
  • Ürünler müşteri ihtiyaçlarına göre geliştirildikçe müşteri memnuniyeti artar.
  • Sistemin sürekliliği sağlanır.
  • Ürünlerin yasal zorunluluklara uygun olduğunu ortaya koyar.
  • Uluslararası standartlara uygun olduğu için firmanın müşteri portföyünü genişletir.
  • Müşteri şikayetlerinde azalma sağlanır.

 

Medikal Ürünlerin Kaliteli Olduğu Nasıl Anlaşılır?

CE Markası

CE markası (CE belgesi, CE sertifikası), Avrupa Birliği’nin (AB) ürünlerin teknik yapılarıyla ilgili mevzuatı daha basit ve genel hale getirmek için uyguladığı bir standarttır. Ürünlerin sağlık, güvenlik ve çevrenin korunmasıyla ilgili standartlara uyduğunu gösteren bir işarettir. “Conformité Européenne” kelimelerinin baş harflerinden oluşmaktadır. CE işareti aslında bir kalite belgesi değildir. Üreticinin garanti beyanı olarak kabul edilen ve diğer bir anlamla ürünün pasaportu diye tabir edilen bir sertifikadır. CE işareti olan bir ürün tüketiciler tarafından emniyetli, güvenli ve kaliteli olarak kabul edilmektedir.

CE işaretinin faydalarını sıralayacak olursak:

  • CE işaretli ürün AB ülkelerinde serbestçe piyasaya sunulabilir.
  • Üreticilerin uluslararası düzeyde pazarlama faaliyetleri yapabilmesini sağlar.
  • CE işareti olan ürünler AB teknik mevzuatlarına uygundur.
  • CE işaretli ürünler piyasada güvenli ve kaliteli olarak kabul edilir.
  • Türkiye’ye ithal edilmek istenen ürünlerde CE işareti olmak zorundadır.

 

Medikal Ürünlerin Kaliteli Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Tıbbi Cihazlar Yetkili Satış Merkezlerinden Alınmalıdır

15 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe giren Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği sayesinde tıbbi cihaz ve medikal ürün satışı yapan işletmelerin faaliyetlerini sürdürmek için yetki belgesi almaları zorunlu hale getirilmiştir. Yani bu tip işletmeler belirli kriterleri yerine getirdikten sonra Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmektedir. Firmalar bakanlığa bağlı il sağlık müdürlükleri tarafından düzenli olarak denetlenmektedir ve gerekli belgeleri almayan firmaların faaliyetleri durdurulmaktadır. Yetki belgesi alabilmek için işletmelerin bir takım koşulları yerine getirmesi gerekir. Bu sayede sektörde bir kalite standardı oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Bu yönetmelikle birlikte tıbbi cihaz yetkili satış merkezlerinde çalışacak kişilerin de belirli sınavlara girerek belge alması gerekiyor. “Sorumlu müdür”, “satış ve tanıtım personeli” ve “klinik destek personeli” şeklinde olmak üzere 3 tip belge çeşidi oluşturulmuştur. Yetkili satış merkezlerinde bu belgeleri almış kişiler çalışmalıdır ve ancak bu şekilde işletme faaliyetlerini sürdürebilmektedir. Bu durum kısaca tıbbi cihaz ve medikal ürün konusunda uzman kişilerin topluma hizmet vermesi anlamına gelmektedir.

Bu durum medikal ürünlerin ve hizmetlerin kalitesiyle doğrudan ilişkilidir. Belirli eğitimleri almış ve Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş işletmeler ve kişilerden alışveriş yapmak kaliteli ve doğru ürünleri kullanmanızı sağlayacaktır. Mesleği tıbbi cihaz ve medikal ürün satışını ve servisini yapmak olan kişiler vatandaşa her zaman en iyi hizmeti vermeye çalışacaktır. Bu sayede tıbbi cihazlarda ve ürünlerde yaşanabilecek satış sonrasındaki problemlerde en kısa sürede ve en doğru şekilde destek alabilirsiniz.

Tıbbi cihaz satışı yapan yetkili firmalar çalışanlarına gerekli eğitimleri aldırmış ve ihtiyaç olabilecek servis hizmetleri konusunda da tüm donanımı sağlamışlardır. Bu sayede tıbbi cihazlarda oluşabilecek herhangi bir sorunda kolayca müdahale edebilir ve çözüm sağlayabilirler. Bazı hastaların kullandığı ürünler oldukça hayati olabilmektedir. Verilecek kaliteli servis hizmetinin ne kadar önemli olduğunu ancak bu tip sorunları yaşayan hastalar ve aileleri bilir. O nedenle doğru ürünleri doğru noktalardan almak önem kazanmaktadır.

Anneler Günü

Anneler Günü

Türkiye’de her yıl Mayıs Ayının ikinci Pazar Günü kutlanan Anneler Günü, bazı ülkelerde yılın farklı günlerinde kutlanmaktadır. Bu gün, anneleri hatırlama ve onurlandırma amaçlıdır. Anneler günü ilk kez 1908 yılında kutlanmıştır.

Annelik, kutsal ve değeri hiç bir şeyle tarif edilemeyecek kadar özeldir. Onları yılda bir gün hatırlamak yetersiz kalsa da, en azından özel bir günlerinin olması önemlidir. Yılın bir gününü, haklarını asla ödeyemeyecek olduğumuz annelerimize ayırmalıyız. Bu gün, onlara kendilerini özel hissettirmek ve güzel anılar oluşturmak için değerli bir fırsattır. Annelik, karşılıksız ve koşulsuz sevebilmenin dünyadaki tek örneğidir.

Sesan Ailesi olarak yalnız bir gün değil her gün, anneliğin ne kadar mukaddes bir kavram olduğunun hatırlanmasını diliyoruz. Çocuklarını kalpten seven tüm annelerin anneler gününü kutluyoruz.

Uluslararası Hemşireler Günü

Uluslararası Hemşireler Günü

Sağlık sistemindeki en önemli unsurlardan biri hemşirelerdir. Hemşireler sağlık kurumlarının tümünde, hastaların refah, emniyet ve iyileşmesinden sorumlu oldukları için çok önemli bir rol oynamaktadırlar. Stres işlerinin bir parçasıdır ve çoğunlukla zorlu ortamlarda çalışırlar.

12 Mayıs, hemşireler için önemli bir tarihtir. Bugün modern hemşireliğin kurucusu sayılan Florence Nightingale‘in doğum yıl dönümüdür. Ocak 1974’te resmi olarak “Uluslararası Hemşireler Günü” olarak kabul edilmiştir. O tarihten beri tüm dünyada kamu bilgilendirme ve eğitim materyalleri içeren kutlamalar yapılmaktadır.

Hemşirenin ana hedefi, tedavinin düzenini sağlamak ve kişinin iyileşmesine yardımcı olmaktır. Bu nedenle başardığını bilmek kendi için mutluluk sebebidir ve bir ödüldür. Hemşireler en zorlu şartlarda, özveriyle çalışmaktadır. Yeri geldiğinde kendini bile ihmal ederek, adanmışlık duygusuyla görevini yerine getirir. Mutlu olmaları içinse hastaların ve hasta yakınlarının sadece sıcak bir tebessümü yeterlidir.

Hemşirelik sağlık hizmetlerinin en tеmel unsurlarından birisidir. Bugün 12 Mayıs. Zor çalışma şartlarında, çoğu zaman ailelerinden, çocuklarından ayrı olarak fedakarca hizmet yürüten tüm hemşirelerimizin Uluslararası Hemşireler Günü‘nü kutluyoruz.

Berat Kandili

Berat Kandili

Berat Kandili, Ramazan ayından önceki son kandil olması nedeniyle büyük öneme sahiptir. “Berat” kelimesi, Arapça’da temize çıkma, aklanma, borçtan veya cezadan kurtulma gibi anlamlara gelmektedir. Berat Kandili aynı zamanda “Rahmet Gecesi” şeklinde de isimlendirilir. Mübarek üç ayların son kandilidir. Hicri takvime göre Şaban ayının 15. gecesi kutlanır.

Sesan Ailesi olarak herkesin Berat Kandili‘ni kutluyoruz ve hayırlara vesile olmasını diliyoruz.

Türkiye'de Hasta Olmak

Türkiye’de Hasta Olmak

Türkiye’de sağlık hizmetleri geçmişten günümüze hem teknolojik hem de akademik açıdan hızlı bir gelişim göstererek standartlara ulaşma aşamasına gelmiştir. Sağlık hizmetlerinin tarihsel geçmişine baktığımızda hizmet sunma biçimleri olarak mistik dönem, polifarmasi dönemi ve etiyolojik dönemlerden sonra günümüzde ve yakın geçmişimizde çağdaş dönem olarak adlandırılan dönem başlamıştır.

Ülkemizdeki sağlık hizmetlerine bu çerçeveden bakacak olursak kurulmak istenen sistemi daha net anlayabiliriz. Peki kurulmak istenen bu sistemin hasta açısından avantajlarını ve dezavantajlarını biliyor muyuz? Ayrıca hasta olarak haklarımız ve sorumluluklarımız neledir?

Türkiye'de Hasta Olmak

Ülkemizdeki Çağdaş Dönem Tedavi Süreci

Ülkemizde en güncel tedavi yöntemlerine uyum sağlanarak çağdaş dönem kriterleri uygulanmaya çalışılıyor. Çağdaş dönem kriterlerini esas alan anlayış biyolojik, sosyal ve fiziki etkenlerin yanında, bu etkenleri oluşturan diğer faktörlerin de tedavi sürecinde dikkate alınmasıdır. Bu noktada tedavi süreci, hastayı sadece bir birey olarak değil toplumun bir parçası olarak da ele almaktadır.

Türkiye’de hasta olmak, çağdaş dönem tedavi süreçleriyle yeni bir boyuta taşınmaktadır. Çağdaş sağlık hizmetleri esaslarıyla kişinin yaşamı bir bütün şekilde ele alınarak hastalığın oluştuğu dönem öncesi ve sonrasıyla birlikte değerlendirilir. Kişi çevresinden soyutlanmaz, hastalığın öncesinde oluşan etkenler ve hastalık süreci değerlendirilerek tedavi süreci işletilir.

Türkiye'de Hasta Olmak

Türkiye’de Koruyucu Sağlık Hizmetleri

Türkiye’de verilen sağlık hizmetleri yalnızca hastalık ve tedavisi üzerine yoğunlaşmaz. Hastalık oluşmadan önceki koşulları da inceleyerek kişilerin hasta olma oranını da azaltmayı hedefler. Bu koşullar üzerinde yoğunlaşarak hastalık oluşturan şartları en başından yok etmek en mantıklı yöntemdir. Koruyucu sağlık hizmetleri adı altında yapılan bu işlemler çevreye ve insana yönelik olarak iki başlık altında toplanabilir.

Çevreye dönük olan koruyucu sağlık hizmetlerinde insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen fiziki, biyolojik ve kimyasal etkenlerin yanında sosyal etkenlerin de yok edilerek hastalığın oluşmasını engellemek amaçlanır. Çevreye dönük koruyucu sağlık hizmetlerinde yeterli temiz su tedarik edilmesi, katı veya sıvı atıkların imhası, endüstri sağlığı, konut sağlığı, haşerelerle mücadele ve hava kirliliğiyle mücadele gibi konu başlıkları vardır.

Bireye dönük koruyucu sağlık hizmetlerindeyse kişileri hastalık oluşumlarına karşı daha güçlü ve daha dirençli hale getirmeyi amaçlayan uygulamalar yapılır. Erken teşhis ve doğru tedaviyle beraber en az hasarlı ya da hasarsız iyileşme sağlayan uygulamalar bu grup altında ele alınır. Bireye dönük koruyucu sağlık hizmetleri içinde erken tanı, aşılama, doğru tedavi, ilaç tedavisi, sağlık eğitimi ve beslenme iyileştirmesi gibi konu başlıkları vardır.

Türkiye'de Hasta Olmak

Türkiye’de Tedavi Hizmetleri

Hasta iyileştirme sürecinde bireyin sağlığına kavuşması için tedavi edici hizmetler uygulanmaktadır. Kendi içerisinde üç aşamaya ayrılır. Bunlar, birinci basamak yani başvuru ve ayakta muayene aşaması, ikinci basamak yataklı tedavi uygulamaları ve son olarak da üçüncü basamak olan uzmanlaşmış seviyede yüksek teknolojiyle yapılan tedavilerdir. Tedavi hizmetleri içerisinde rehabilitasyon hizmetleri de vardır. Bunlar tıbbi ve sosyal rehabilitasyon olmak üzere ikiye ayrılır. Ülkemizdeki tedavi hizmetleri bu şekilde detaylandırılmaktadır. Uygulanmaya çalışılan sistem dört dörtlük olmasa da gelişmekte olduğu kesindir.

Türkiye’de Sağlık Hizmetlerinin Geçmişi ve Sağlık Örgütlenmesinin Yapısı

Osmanlı döneminde kurumsal yapıya kavuşan sağlık hizmetleri, Cumhuriyet döneminden itibaren gelişerek günümüze kadar gelmiştir. Günümüzde çağdaş yöntemlerle yapılan tedavi hizmetleri yasal mevzuatlar ve kanunlarla güvence altına alınmış olup devlet ve özel girişimlerle yürütülmektedir.

Türkiye’de sağlık örgütlenmesinin yapısına baktığımızda sağlık hizmetlerinin genel olarak kamu hastaneleri ve özel hastaneler tarafından sağlandığını görmekteyiz. Sağlık ocağı ve anne çocuk halk sağlığı gibi alt birimlerle de ülkemizin her köşesine taşındığını söyleyebiliriz.

Türkiye'de Hasta Olmak

Türkiye’de Hasta Hakları

Hasta hakları tüm dünyada önem verilen konulardan bir tanesidir. Sağlığımızı kaybetmeden önce bu haklarımızı öğrenmeli ve aklımızın bir kenarına yazmalıyız. Çünkü hastalandıktan sonra yaşadığımız sorunlar bize çok daha büyük görünecek ve çözüm bulabilmek için daha fazla enerji sarf etmek zorunda kalacağız. Bir yandan tedavimizle uğraşmak zorunda kalırken diğer yandan da bize yapıldığını düşündüğümüz haksızlıkların peşinde olacağız. Elbette bunun hasta ve ailesi için çileli bir duruma dönüşmesini kimse istemez. Bu nedenle kanunlar çerçevesindeki haklarımızı bilmeli ve ona göre davranmalıyız.

Sağlık Bakanlığı’nın düzenlediği sosyal güvenlik konusundaki yenilikler hastaların haklarıyla ilgili yeni bir dönem başlatmıştır. Eskiden beri mevcut olan “Hasta Hakları Yönetmeliği” güncellenerek günümüze uygun hale getirilmeye çalışılmaktadır. İhtiyaçlara göre bazı dönemlerde değişiklikler yapılmaktadır ve yapılmaya da devam edilecektir. Çünkü zaman geçtikçe insanların ihtiyaçları değişmektedir ve yaşadıkları sorunlarda çeşitlenmektedir. Kanunlarda yapılan değişikliklerle herkesin hakkını koruyan sistemler oluşturmak gerekir.

Günümüzde hastanelerin bazı bölümlerinde ücretsiz tedavi mümkündür. Ancak bir taraftan ilgisizlik, diğer yandan da yetkili makamlarca yapılan yetersiz bilgilendirme sebebiyle insanlar bu yeniliklerden bihaber kalmaktadır. Birçok sağlık kuruluşunda ücretsiz yaptırılabilecek tedaviler için hala yüklü ödemeler yapmak zorunda kalıyoruz. Bu durum değişen yönetmelikleri takip etmediğimizden ve haklarımızı tam anlamıyla bilmediğimizden kaynaklanmaktadır. Aslında trafik kazalarından, hamileliğe, acil müdahaleden, tüp bebek işlemlerine kadar devlet tarafından tanınmış haklar mevcuttur.

Türkiye'de Hasta Olmak

Hasta Haklarının Bilinmesi Sağlık Sistemini Rahatlatır

Ülkemizde çoğu kişi haklarını tam olarak bilmemektedir. Özellikle hasta haklarını tam olarak bilen kişi sayısı neredeyse yok denecek kadar azdır. Bunun zararını kişi hasta olduktan sonra yine kendisi çekmektedir. Vatandaşın haklarını bilerek sağlık hizmeti alıyor olması sistemin daha rahat işlemesini sağlayacaktır.

Hasta olarak haklarımızı aşağıdaki gibi listeleyebiliriz:

  • Hizmetten genel olarak faydalanma,
  • Bilgilendirme ve bilgi isteme,
  • Tedavinin detaylarını ve maliyetini öğrenme,
  • Uygulanabilecek alternatif tedavi yöntemler hakkında bilgi alma,
  • Hakkındaki tıbbi gerçekleri öğrenme,
  • Sağlık kuruluşunu ve personelini seçme ve değiştirme,
  • Hasta mahremiyeti ve rızası,
  • Güvenli ortamda sağlık hizmeti alma,
  • Tedavi sürecinde var olan risklerin durumunu öğrenme,
  • Dini vecibelerini yerine getirebilme,
  • Saygınlık görme ve rahatlık,
  • Ziyaretçi ve refakatçi bulundurma,
  • Şikayet ve dava hakkı.

 

Ayrıca hasta olarak bazı sorumluluklarımız da vardır:

  • Başvurduğu sağlık kurum ve kuruluşunun kural ve uygulamalarına uygun davranma ve katılımcı bir yaklaşımla teşhis ve tedavi ekibinin bir parçası olduğu bilinciyle hareket etme,
  • Yakınmalarını, daha önce geçirdiği hastalıkları, gördüğü tedavileri ve tıbbi müdahaleleri, eğer varsa halen kullandığı ilaçları ve sağlığıyla ilgili bilgileri mümkün olduğunca eksiksiz ve doğru olarak verme,
  • Hekim tarafından belirlenen sürelerde kontrole gelme ve tedavinin gidişatı hakkında geri bildirimlerde bulunma,
  • Randevu tarih ve saatine uyma ve değişiklikleri ilgili yere bildirme,
  • İlgili mevzuata göre öncelik tanınan hastalarla, diğer hastaların ve personelin haklarına saygı gösterme,
  • Personele sözlü ve fiziki saldırıya yönelik davranışlarda bulunmama,
  • Haklarının ihlal edildiğini düşündüğünde veya sorun yaşadığında hasta iletişim birimine başvurma.

 

Haklarını ve sorumluluklarını bilen hastalar tedavi sürecinden maksimum verim elde edebilir. Ayrıca sistemin akışını engellemeden kendisini ve diğer kişileri yormadan sağlık hizmetlerinden faydalanabilir.

 

Sağlık hizmetleriyle ilgili şikayet, teşekkür, sorun çözme, görüş ve öneri türündeki başvurularınızı aşağıdaki bağlantıya basıp açılan Hasta Başvuru Bildirim Sistemi’ne (HBBS) üye olarak doğrudan Sağlık Bakanlığı’na yapabilirsiniz:

https://hastahaklari.saglik.gov.tr/

 

Hasta hakları yönetmeliğini aşağıdaki sayfadan inceleyebilirsiniz:

http://www.hasta.saglik.gov.tr/TR,4780/hasta-haklari-yonetmeligi.html

 

Hasta Hakları Başvuru Sistemi İstatistik Bilgileri

Türkiye'de Hasta Olmak

1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı

1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı

Milletlerarası İşçi Kardeşliği Teşkilatı 1889 yılında “1 Mayıs” gününü işçilerin ortak bayramı olarak kabul etmiştir. Dünya genelinde her yıl 1 Mayıs günü “İşçi ve Emekçi Bayramı” kutlanmaktadır.

1 Mayıs 1884’te Amerikan Emek ve İşçi Birliği Federasyonu işçilerin günde 14-16 saat çalıştırılmasına karşı çıkıyordu ve günde 8 saat çalışma uygulamasına 1 Mayıs 1886 gününden itibaren geçilmesi kararını almıştı. Aslında bu tarihten itibaren işçilerin mücadelesi başlamıştı. Daha sonra yeni çalışma saati kararı yasal olarak kabul edilmediği için genel grev kararı alındı. Grev kararı işçiler tarafından da büyük destek aldı. 1886 Nisan ayında ABD’nin Illinois Eyaletinde bulunan Chicago şehrinde 250 bin işçi “May Day” hareketine katıldı.

ABD’nin büyük şehirlerinde işçiler tarafından 5 binden fazla grev ilan edildi. 1886’da 1 Mayıs günü 80 bin işçi miting yapmaya başladı. Birkaç gün süren olaylar büyüdü ve polisle grevciler arasında çıkan çatışmalarda bir işçi öldü, çok sayıda işçi yaralandı. 3 gün süren gösteriler sonunda sendikacılardan 4’ü idam, 4’ü ağır hapis cezasına çarptırıldı.

Bu olaylar tüm dünyada büyük yankı uyandırdı ve olayın artçıları bir süre daha devam etti. Olaylar bittikten sonra 1889 yılının Temmuz ayında Paris’te toplanan Milletlerarası İşçi Kardeşliği Teşkilatı 1 Mayıs gününü “İşçi ve Emekçi Bayramı” olarak kabul etti.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde de kutlanan 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez 1923’te resmi olarak kutlanmıştır. Cumhuriyet tarihinde bazı zamanlar yasaklanan ve bazen de olaylı geçen “1 Mayıs” günümüzde her yıl kutlanmaktadır.

Sesan Ailesi olarak tüm dünyadaki emekçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı‘nı kutluyoruz.

Aspirasyon (Aspiratör) Cihazı

Aspirasyon (Aspiratör) Cihazı

Aspirasyon (Aspiratör) Cihazı Nedir?

Aspirasyon (aspiratör) cihazları hastane, ambulans veya ev gibi yerlerde vakum yöntemiyle sıvı veya partikül çekme gerektiren tüm işlemlerde kullanılabilir. Bu tip cihazlar yüksek emiş gücüyle tüm acil uygulamalarda rahatlıkla kullanılmaktadır. Hastanelerde genellikle yoğun bakım, ameliyathane ve acil ünitelerinde bulunur. Bunlarla birlikte neredeyse hastanelerin tüm branşlarında kullanılabilmektedir.

KBB ünitelerinde kulak içinde kullanılmak üzere üretilmiş 100 ml/dk kapasiteli aspiratör cihazları vardır. Diş hekimleriyse ağız içinden sıvı çekmek için genellikle 1000 ml/dk kapasiteli aspiratör cihazlarını tercih etmektedir. Bunlar dışında diğer vücut sıvılarını çekmek için farklı kapasitelerde cihazlar üretilmiştir. 100 litre/dk kapasiteli emiş gücüne sahip aspiratör cihazları dahi mevcuttur.

Aspirasyon (Aspiratör) Cihazı

Evde veya ambulansta kullanım amacıyla üretilmiş taşınabilir aspirasyon cihazları da vardır. Bunlar bataryalı veya bataryasız şekilde üretilmiştir. Ayrıca cihazlar araç çakmak kitiyle seyahat sırasında bataryaya ihtiyaç duymadan çalıştırılabilir veya cihazın bataryası şarj edilebilir.

Aspiratör cihazlarında genellikle 1, 2, 3 ve 5 litrelik toplama kavanozları kullanılmaktadır. Bu toplama kavanozları cihazlar üzerinde tek veya çift şekilde bulunabilmektedir. Bunlar plastik veya camdan üretilmişlerdir. Bazı toplama kapları otoklavlanabilen yapıdadır ve çok dayanıklı üretilmiştir. Bu tip kavanozlar defalarca kullanılabilir. Bazılarıysa tek kullanımlıktır. Toplama kavanozları aspiratör cihazlarına kolayca takılıp çıkarılabilmektedir.

Kavanoz içinde biriken sıvının cihaza kaçmasını önlemek için şamandıra güvenlik sistemi kullanılmaktadır. Kavanozun üzerindeki kapakta bulunan bu parça, kavanoz sıvıyla dolduğunda aspiratör cihazına sıvı kaçmasını önlemektedir.

Aspirasyon (Aspiratör) Cihazı

Aspirasyon cihazları üzerinde vakum basıncını ayarlayabilmek amacıyla bir buton bulunmaktadır. Bu buton çevrilerek istenilen maksimum vakum değeri ayarlanabilir. Çocuklarda ve yetişkinlerde farklı basınçlar kullanıldığı için bu buton sayesinde ihtiyaç olan maksimum vakum basıncı ayarlanabilmektedir.

Aspirasyon cihazlarında, cihaza hem sıvı hem de bakteri gitmesini engelleyen filtreler bulunur. Böylece cihaz, hasta ve çevre sağlığı korunmuş olur.

Aspirasyon (Aspiratör) Cihazı Nasıl Temizlenir?

Aspiratör cihazlarının temizliğinde birkaç önemli nokta vardır. Özellikle her kullanımdan sonra cihaza mutlaka serum fizyolojik (SF) sıvısı çekilmesi gerekmektedir. Serum fizyolojik yoksa bu işlem temiz suyla yapılabilir. Cihaza SF sıvısı çekilmesiyle vücut sıvılarının geçtiği hortumlar ve kanallar temizlenecektir.

Aspirasyon (Aspiratör) Cihazı

Cihazın toplama kabı dolduğunda boşaltılıp iyice temizlenmesi gerekir. Evde kullanılan cihazlar için bu işlem normal bulaşık deterjanlarıyla yapılabilir. Temizlik işlemi toplama kabının kapağı için de yapılmalıdır. Kabın dolmasını beklemeden en azından haftada bir temizlenmesinde fayda vardır.

Hastanelerde kullanılan cihazlardaki toplama kaplarının temizliği biraz daha farklı olabilir. Eğer toplama kabı çok kullanılabilir özellikteyse gerekli şekilde sterilizasyon işlemi yapılmalıdır. Otoklavlama veya kimyasal maddelerle sterilizasyon gibi işlemler uygulanabilir. Eğer toplama kabı çok kullanımlık değilse yenisiyle değiştirilmelidir.

Aspiratör cihazlarının hortum seti de temiz tutulmalıdır. Hortum seti tek kullanımlık veya çok kullanımlık olabilir. Uygun şekilde temizlenmeli veya yenisiyle değiştirilmelidir.

Aspirasyon (Aspiratör) Cihazı

Aspirasyon (Aspiratör) Cihazının Filtreleri Ne Kadar Sürede Değiştirilir?

Aspirasyon (aspiratör) cihazının filtreleri hem cihazın içine bakteri, virüs ve diğer partiküllerin girmesini hem de cihazın motoruna sıvı kaçmasını engeller. Genellikle ayda bir değiştirilir. En geç iki ayda bir değiştirilmesi gerekir. Filtrenin görüntüsünden değişim zamanının geldiği anlaşılabilir. Filtre açık kahverengi olduğunda değişim zamanı gelmiş demektir.

Miraç Kandili

Miraç Kandili

Miraç kelimesi Arapça’da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek gibi anlamlara gelmektedir. Miraç Kandili, Peygamber Efendimizin Allah’ın huzuruna çıkarıldığı Recep ayının 27. gecesidir. Bu nedenle bu güne önem verilmektedir.

Sesan Ailesi olarak Miraç Kandili‘nizi kutluyoruz.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk milletin geleceği, gençliğin ve egemenliğin simgesi olan özgürlük ve cumhuriyet kararını vermiştir. Asil duruşu ve aziz düşünceleriyle bizleri bugünlere taşımıştır. Zamanın ve geleceğin anahtarını öncelikle çocuklarda aramıştır. Ayrıca istikrarlı bir geleceği çocuklara emanet etmiştir. Atatürk, Cumhuriyetin ilanından sonra meclisin ilk açılışı günü olan 23 Nisan’ı çocuklara armağan etmiştir. Çocukların, gelecekteki güçlü ve azimli bireyleri oluşturacağını savunmuş ve bu önemli günü milletimizin geleceği olan çocuklara armağan etmiştir.

23 Nisan’ın Türkiye’de ulusal bayram olarak kabul edilmesi 1920’de 23 Nisan günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla ilgilidir. Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bugün, dünyada kutlanan çocuklara adanmış tek bayram günüdür.

Sesan Ailesi olarak Ata’mızı saygıyla anıyor ve herkesin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı‘nı kutluyoruz.

Yukarı